İçerik Merkezi

Sitede ara

Makaleler ve bilgi sayfaları içinde başlık veya konuya göre arayın.

Askeri Personel

Aşırı Borçlanma Nedir? TSK, Jandarma ve Kolluk Personeli İçin Cezası

Aşırı Borçlanma Nedir? TSK, Jandarma ve Kolluk Personeli İçin Cezası

Aşırı borçlanma, yalnızca borç miktarının yüksek olması veya personel hakkında icra takibi başlatılması değildir. Hukuken belirleyici olan; kişinin kabul edilebilir zorunlu nedenler dışında borçlanmaya düşkün olması, borçlarını ödememeyi alışkanlık hâline getirmesi ve bu durumun somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmasıdır. Uygulanacak sonuç ise personelin statüsüne göre değişir. Subay ve astsubaylar bakımından Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası, uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erler bakımından sözleşmenin feshi, 7068 sayılı Kanun kapsamındaki polis, Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli bakımından ise altı ay kısa süreli durdurma cezası gündeme gelebilir.

Kısa cevap: Çok borçlu olmak tek başına aşırı borçlanma sayılmaz. Borçlanma davranışının süreklilik göstermesi, borçların ödenmemesinin alışkanlık hâline gelmesi, kabul edilebilir bir nedenin bulunmaması ve isnadın delillendirilmesi gerekir.

Bu yazıda, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve Uzman Erbaş Yönetmeliği ile 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ve ilgili Yönetmelik birlikte değerlendirilmiştir. 6413 sayılı Kanun bakımından konunun daha ayrıntılı hukuki incelemesine TSK Disiplin Kanunu kapsamında aşırı borçlanma başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz. Açıklamalar genel niteliktedir; somut olayda personelin statüsü, borçların doğduğu tarih, borcun kaynağı ve soruşturma dosyasındaki deliller ayrıca incelenmelidir.

Aşırı Borçlanma Nedir?

6413 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinde yer alan tanıma göre aşırı borçlanma; sayılan zorunluluk hâlleri dışında, aşırı derecede borçlanmaya düşkün olmak ve bu borçları ödememeyi alışkanlık hâline getirmektir. Bu tanımda iki davranış birlikte yer alır: borçlanmaya düşkünlük ve borçları ödememe alışkanlığı. Bu nedenle yalnızca kredi kullanılması, kredi kartı borcunun bulunması veya maaşa bir haciz yazısı gelmesi kendiliğinden ayırma ya da sözleşme feshi sonucunu doğurmaz.

 

Borçlanmaya düşkün olmak ne anlama gelir?

Borçlanmaya düşkünlük, tek bir ekonomik işlemden ziyade süreklilik gösteren bir davranış biçimini ifade eder. Borçların sayısı, farklı alacaklılara yayılıp yayılmadığı, personelin gelirine oranı, icra takipleri, kurum veya kişilere yapılan şikâyetler ve önceki ikazlar birlikte değerlendirilebilir. Bununla birlikte hiçbir unsur tek başına otomatik sonuç doğurmaz.

Borçlarını ödememeyi alışkanlık hâline getirmek ne demektir?

Kanunun aradığı durum, salt ödeme güçlüğü değildir. Personelin borçlarını ödeme iradesi göstermemesi ve ödememe davranışının tekrarlanması gerekir. Düzenli ödeme yapan, borcunu yapılandıran, alacaklısıyla ödeme planı kuran veya mali güçlüğünü gidermek için somut girişimlerde bulunan kişinin durumu; ödeme imkânı bulunduğu hâlde farklı kişilere sürekli borçlanıp borçlarını karşılıksız bırakan kişinin durumuyla aynı değerlendirilemez.

Aşırı borçlanma suç mudur?

Aşırı borçlanma, tek başına ceza hukuku anlamında bir suç olarak düzenlenmemiştir. İncelenen düzenlemelerde bu davranış bir disiplinsizlik veya personelden istifade edilememe hâli olarak sonuç doğurur. Dolayısıyla uygulanan ayırma, kısa süreli durdurma veya sözleşme feshi işlemi idari niteliktedir. Ancak borç ilişkisi sırasında dolandırıcılık, sahtecilik ya da başka bir suç işlendiği iddia ediliyorsa ceza soruşturması ayrıca gündeme gelebilir.

Hangi Borçlar Aşırı Borçlanma Sayılmaz?

6413 sayılı Kanun m.20/1-a; nafaka, trafik kazası, doğal afet, personelin öngöremeyeceği şekilde ülke genelinde yaşanan olağanüstü ekonomik dalgalanmalar, ani devalüasyonlar, sağlık ve tedavi giderleri, kefillik ve benzeri zorunluluk hâllerinden kaynaklanan borçları tanımın dışında tutar. 7068 sayılı Kanun ise “kabul edilebilir mücbir sebepler” ifadesini kullanır.

Önemli: Bir borcun istisna kapsamındaki bir nedenden kaynaklandığını söylemek yeterli değildir. Hastane kayıtları, ödeme belgeleri, kredi sözleşmeleri, nafaka ilamı, kaza tutanağı, kefalet belgesi ve benzeri evrakla borcun kaynağı arasındaki bağ kurulmalıdır.

Kanunda sayılan hâller örnekleyici bir değerlendirme çerçevesi oluşturur. “Benzeri zorunluluk hâlleri” veya “kabul edilebilir mücbir sebepler” somut olayın koşullarına göre incelenir. Beklenmeyen ailevi giderler, kişinin kusurundan kaynaklanmayan ağır ekonomik kayıplar veya zorunlu bakım giderleri bu kapsamda tartışılabilir. İdarenin yalnızca borcun varlığına bakması; borcun hangi nedenle doğduğunu araştırmaması, işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırılık iddiasına yol açabilir.

Aşırı Borçlanma Limiti Var mı?

Aşırı borçlanma için sabit bir parasal sınır yoktur. Mevzuatta “maaşın şu kadar katı” şeklinde herkes için geçerli genel bir ölçü bulunmamaktadır. Bu nedenle “aşırı borçlanma maaşın kaç katıdır?” sorusuna tek bir rakamla cevap verilemez. Borcun tutarı önemli olmakla birlikte tek başına belirleyici değildir.

Yüksek tutarlı fakat düzenli ödenen bir konut kredisi, somut olayın özelliklerine göre aşırı borçlanma oluşturmayabilir. Buna karşılık daha düşük tutarlardaki birçok borcun farklı kişilerden alınması, uzun süre ödenmemesi, çok sayıda şikâyete veya icra takibine konu olması ve ikazlara rağmen davranışın devam etmesi farklı değerlendirilebilir.

Maaşa haciz gelmesi aşırı borçlanma sayılır mı?

Maaşa haciz yazısı gelmesi soruşturma bakımından bir veri olabilir; ancak tek başına aşırı borçlanmanın bütün unsurlarını ispatlamaz. İdare; borcun kaynağını, tarihini, sayısını, ödeme sürecini, personelin iradesini ve kabul edilebilir zorunlu neden bulunup bulunmadığını araştırmalıdır. Özellikle göreve başlamadan önce doğan borçlar, nafaka borçları veya düzenli kapatılan banka borçları bakımından otomatik bir sonuca gidilmemelidir.

Personel Statüsüne Göre Aşırı Borçlanmanın Cezası Nedir?

Statüye göre sonuç değişir: Aşırı borçlanmanın sonucu bütün personel grupları için aynı değildir. Öncelikle kişinin hangi statüde görev yaptığı, hangi teşkilatta bulunduğu ve hangi disiplin mevzuatına tabi olduğu belirlenmelidir.
Subay, astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er ile polis, jandarma ve Sahil Güvenlik personeli için aşırı borçlanmanın hukuki sonuçlarını gösteren şema
Aşırı borçlanmanın personel statüsüne göre doğurabileceği başlıca sonuçlar
Personel grubu Başlıca dayanak Gündeme gelebilecek sonuç
Subay ve astsubay 6413 sayılı Kanun m.20/1-a Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası
Uzman erbaş 3269 sayılı Kanun m.12/C ve Uzman Erbaş Yönetmeliği m.13 Kendinden istifade edilememe nedeniyle sözleşmenin feshi
Sözleşmeli erbaş ve er 6191 sayılı Kanun ve Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği m.17 Sözleşmenin süresinden önce feshi
7068 sayılı Kanun kapsamındaki polis, Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli 7068 sayılı Kanun m.8 Altı ay kısa süreli durdurma cezası

Subay ve astsubaylarda aşırı borçlanma cezası

6413 sayılı Kanun m.20/1-a uyarınca “aşırı borçlanmak ve borçlarını ödeyememek”, Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler arasında sayılmıştır. Ayırma cezası, personelin Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişiğinin kesilmesi sonucunu doğuran ağır bir idari yaptırımdır. Bu ağırlık nedeniyle, disiplinsizliğin kanuni unsurlarının ve personelin lehine olan nedenlerin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerekir.

Uzman erbaşlarda aşırı borçlanma ve sözleşme feshi

Uzman erbaşlar yönünden güncel değerlendirme yalnızca Uzman Erbaş Yönetmeliği m.13 üzerinden yapılmamalıdır. 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12/C maddesinde de mücbir sebepler dışında gelirinin çok üstünde borçlanmaya düşkün olan ve borçlarını ödememeyi alışkanlık hâline getirenlerin, durumlarının rapor, tutanak ve her türlü belgeyle kanıtlanması hâlinde kendilerinden istifade edilemeyecek personel sayılacağı düzenlenmiştir.

Uzman Erbaş Yönetmeliği m.13 de aşırı derecede borçlanma durumunun rapor, tutanak ve her türlü belgeyle kanıtlanmasını arar. Dolayısıyla soyut kanaat, duyum veya içeriği açıklanmayan bir nitelik belgesi tek başına yeterli kabul edilmemelidir. Borcun gelire oranı, sürekliliği, ödeme davranışı ve mücbir sebep iddiası araştırılmalıdır.

Sözleşmeli erbaş ve erlerde aşırı borçlanma

Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği m.17’ye göre, yetersizlik ve görevde başarısızlık nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği anlaşılan personelin sözleşmesi süresinden önce feshedilebilir. Düzenlemede aşırı derecede borçlananların durumunun rapor, tutanak ve her türlü belgeyle kanıtlanması ve değerlendirmenin sıralı amirlerin bilgi ve belgelere dayalı olarak düzenleyeceği nitelik belgesine yansıtılması öngörülmüştür. Güncel 6191 sayılı Kanun hükümleri de değerlendirmeye dâhil edilmelidir.

7068 sayılı Kanuna göre polis ve Jandarma personelinin cezası

7068 sayılı Kanun m.8 kapsamında, kabul edilebilir mücbir sebepler haricinde borçlanıp ödememeyi alışkanlık hâline getirmek, altı ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında yer alır. Bu hüküm Emniyet Genel Müdürlüğü personeli ile Kanun kapsamındaki Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli bakımından önem taşır. Jandarma personelinin statüsü ve görevin niteliği belirlenmeden doğrudan 6413 sayılı Kanun’a göre sonuç çıkarılması hatalı olabilir.

Statü ayrımı önemlidir: “Asker kişi”, “Jandarma personeli”, “uzman erbaş” veya “sözleşmeli er” ifadeleri aynı yaptırım rejimini göstermeyebilir. İşlemin tesis edildiği tarihte kişinin tabi olduğu özel kanun mutlaka belirlenmelidir.

Aşırı Borçlanma Disiplin Soruşturması Nasıl Yürütülür?

Soruşturmanın amacı yalnızca toplam borcu tespit etmek değildir. İsnadın bütün unsurlarının, personelin lehine ve aleyhine olan delillerle ortaya konulması gerekir. Sağlıklı bir incelemede en azından şu sorular cevaplandırılmalıdır:
  • Borçların toplamı, sayısı, tarihleri ve alacaklıları kimlerdir?
  • Borçlar tek bir olaydan mı, yoksa tekrarlanan işlemlerden mi doğmuştur?
  • Personel ödeme yapmış, yapılandırmaya gitmiş veya ödeme planı sunmuş mudur?
  • Borçların nafaka, sağlık gideri, kaza, afet, kefillik veya başka bir zorunluluktan kaynaklandığı belgelenmiş midir?
  • İcra takipleri kesinleşmiş midir ve hangi borçlara ilişkindir?
  • Personel daha önce uyarılmış mıdır; uyarıdan sonra davranış devam etmiş midir?
  • İsnat rapor, tutanak, banka kaydı, icra dosyası veya şikâyet dilekçesi gibi denetlenebilir delillere dayanıyor mu?

Savunma hakkı nasıl kullanılmalıdır?

Savunmada yalnızca “borcum yoktur” demek çoğu zaman yeterli değildir. Borçların kaynağı ve ödeme süreci kronolojik olarak açıklanmalı; ödeme dekontları, yapılandırma belgeleri, sağlık giderleri, nafaka kararları, kaza veya afet kayıtları dosyaya sunulmalıdır. Ayrıca idarenin hangi borcu, hangi tarihte ve hangi delille aşırı borçlanma kapsamında gördüğü açıkça sorulmalıdır.

Birden fazla olayın bulunduğu dosyalarda tablo hazırlanması yararlıdır. Her borç için alacaklı, başlangıç tarihi, ana para, kalan tutar, ödeme durumu, varsa icra dosyası ve borcun doğum nedeni ayrı satırda gösterilebilir. Böylece “ödememeyi alışkanlık hâline getirme” iddiasının somut veriler üzerinden tartışılması mümkün olur.

Aşırı Borçlanma Cezasına İtiraz ve İptal Davası

Dava süresine dikkat: Aşırı borçlanma nedeniyle tesis edilen ayırma, kısa süreli durdurma veya sözleşme feshi işlemleri idari yargı denetimine tabidir. Başvuru yolu ve süre, işlemin türüne ve uygulanan özel mevzuata göre belirlenmelidir. Genel olarak idari işlemlere karşı dava açma süresi, özel bir hüküm bulunmadıkça yazılı bildirimi izleyen günden itibaren altmış gündür. Ancak kurum içi itirazın bulunması, itirazın süreye etkisi ve tebliğ tarihi somut dosyada ayrıca hesaplanmalıdır.

İptal davasında hangi hukuka aykırılıklar ileri sürülebilir?

  • Borçlanmanın süreklilik göstermemesi veya tek bir borç ilişkisinden ibaret olması,
  • Borcun kabul edilebilir zorunlu ya da mücbir bir sebepten doğması,
  • Personelin borcunu ödediğinin veya ciddi ödeme çabası gösterdiğinin dikkate alınmaması,
  • İsnadın soyut değerlendirmelere dayanması ve somut belgeyle kanıtlanmaması,
  • Personelin statüsüne yanlış mevzuatın uygulanması,
  • Savunma hakkının gereği gibi kullandırılmaması,
  • Lehe delillerin toplanmaması veya gerekçede tartışılmaması,
  • İşlemin ölçülülük, eşitlik, hukuki güvenlik veya gerekçe ilkelerine aykırı olması.

İşlem personelin görevine ve özlük haklarına doğrudan etki ediyorsa, iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması da talep edilebilir. Bunun için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması koşullarının somutlaştırılması gerekir.

Aşırı Borçlanmaya İlişkin Örnek Olaylar

Örnek 1 – Sağlık giderinden doğan borç: Astsubay, çocuğunun uzun süreli tedavisi için kredi kullanmış ve tedavi döneminde taksitlerini geçici olarak ödeyememiştir. Hastane kayıtları, faturalar ve sonradan yapılan ödemeler dosyaya sunulmuştur. Borcun zorunlu sağlık giderinden doğması ve ödeme iradesinin bulunması nedeniyle bu durumun doğrudan aşırı borçlanma kabul edilmesi hukuken tartışmalıdır.
Örnek 2 – Çok sayıda kişiden borç alma: Personel, farklı tarihlerde birlik içindeki çok sayıda kişiden borç almış; borçları ödememiş, hakkında şikâyetler ve icra takipleri oluşmuş, yazılı ikazlara rağmen aynı davranışı sürdürmüştür. Borçların kabul edilebilir bir nedenden kaynaklanmadığı da tespit edilmişse, borçlanmaya düşkünlük ve ödememe alışkanlığı unsurlarının oluştuğu ileri sürülebilir.
Örnek 3 – Tek banka kredisi ve maaş haczi: Uzman erbaşın göreve başlamadan önce kullandığı tek banka kredisi takibe düşmüş ve maaşına haciz gelmiştir. Personel düzenli kesintiyle borcu kapatmaktadır. Sadece haciz yazısına dayanılarak sözleşmenin feshedilmesi; süreklilik, ödeme iradesi ve borcun doğduğu dönem araştırılmadıysa hukuka aykırılık iddiasına konu olabilir.
Örnek 4 – Jandarma personeline yanlış kanun uygulanması: 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan Jandarma personeli hakkında, doğrudan 6413 sayılı Kanun m.20’ye dayanılarak Silahlı Kuvvetlerden ayırma sonucu doğuracak işlem tesis edilmiştir. Personelin hukuki statüsü ve tabi olduğu mevzuat doğru belirlenmemişse işlem yetki, şekil veya sebep unsurları yönünden tartışılabilir.

Bu örnekler bilgilendirme amacıyla kurgulanmıştır. Sonuç, her dosyanın kendi delillerine ve personelin statüsüne göre değişir.

Aşırı Borçlanma Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Her icra takibi aşırı borçlanma sayılır mı?

Hayır. İcra takibi önemli bir delil olabilir; ancak tek başına borçlanmaya düşkünlük ve ödememeyi alışkanlık hâline getirme unsurlarını kanıtlamaz.

Aşırı borçlanma maaşın kaç katıdır?

Mevzuatta herkes için geçerli sabit bir kat veya parasal sınır yoktur. Borcun tutarı; nedeni, sürekliliği, alacaklı sayısı ve ödeme davranışıyla birlikte değerlendirilir.

Bankaya borçlu olmak meslekten çıkarılma nedeni midir?

Tek başına banka borcu bulunması meslekten çıkarılma nedeni değildir. Borcun nasıl doğduğu, düzenli ödenip ödenmediği ve kanundaki diğer unsurların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır.

Uzman erbaş aşırı borçlanma nedeniyle ihraç edilir mi?

Kanundaki koşulların oluşması ve durumun somut belgelerle kanıtlanması hâlinde kendisinden istifade edilememe gerekçesiyle sözleşmenin feshi gündeme gelebilir. Her borç veya haciz otomatik fesih sebebi değildir.

Jandarma personelinin aşırı borçlanma cezası nedir?

7068 sayılı Kanun kapsamındaki Jandarma personeli bakımından, kabul edilebilir mücbir sebepler dışında borçlanıp ödememeyi alışkanlık hâline getirme fiilinin karşılığı altı ay kısa süreli durdurma cezasıdır.

Borçların sonradan ödenmesi cezayı ortadan kaldırır mı?

Sonradan ödeme yapılması her durumda işlemi kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak ödeme iradesi, süreklilik ve ölçülülük değerlendirmesinde personel lehine önemli bir olgu olabilir.

Aşırı borçlanma nedeniyle verilen işleme karşı dava açılabilir mi?

Evet. Ayırma, sözleşme feshi veya disiplin cezasına karşı koşulları varsa idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Süre hesabı tebliğ ve varsa özel itiraz düzenlemelerine göre yapılmalıdır.

Sonuç

Aşırı borçlanma dosyalarında borcun büyüklüğünden önce davranışın niteliği araştırılmalıdır. Borçlanmaya düşkünlük, borçları ödememeyi alışkanlık hâline getirme ve zorunlu nedenlerin bulunmaması somutlaştırılmadan ağır bir personel işlemi tesis edilmesi hukuki uyuşmazlığa yol açabilir. Ayrıca subay, astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er ile 7068 sayılı Kanun kapsamındaki kolluk personeli aynı mevzuata ve aynı yaptırıma tabi değildir.

Bu nedenle savunma veya dava hazırlanmadan önce soruşturma evrakı, tebliğ belgeleri, borç dökümü, icra dosyaları, ödeme kayıtları, sağlık veya nafaka belgeleri ve personelin tabi olduğu statü birlikte incelenmelidir. Dosyanın statü ve disiplin mevzuatı yönünden değerlendirilmesi gerektiğinde bir askeri avukat tarafından özellikle süreler, deliller ve uygulanacak özel kanun bakımından incelenmesi önem taşır.

Başlıca mevzuat: 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu m.20; 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun m.8; 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu m.12/C; Uzman Erbaş Yönetmeliği m.13; 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu; Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği m.17; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.

Güncelleme tarihi: 11 Eylül 2026

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır; somut olay hakkında hukuki görüş veya sonuç garantisi oluşturmaz.

Tüm makalelere dön